1 Temmuz 2013 Pazartesi

ESKİŞEHİR'İN RÜŞVETÇİLERİ



ESKİŞEHİR'İN RÜŞVETÇİLERİ

SEVGİLİ ESKİŞEHİR HALKI,

ESKİŞEHİR’İN GÖBEĞİNDE BULUNAN 2600 YILLIK TARİH, BİR BAŞKA ŞEHİRDE YOKTUR… 
HATTA EŞİ VE BENZERİ YOKTUR… 

ŞEHRİMİZİ DÜNYA ÇAPINDA MEŞHUR EDECEK 2600 YILLIK BU TARİHİ, VATAN HAİNİ ŞEREFSİZLERİN ELİNDEN KURTARALIM…

ÇÜNKÜ BU TARİH VE ANTİK ŞEHİR, HALKIMIZIN ORTAK MALIDIR…
 




ESKİŞEHİR’İN RÜŞVETÇİLERİ RÜŞVETLERİ NASIL ZIKKIMLANDI?

1994 yılında Eskişehir Büyükşehir olunca Belediyeden şehir imar planında, Ilgaz mafyasının çok ucuz fiyata kapattığı sit alanı için yüzde 10 inşaat yapabilir raporu verildi. Bu rapor aslında yasa dışıydı, çünkü 1. dereceden korunması gereken sit alanına hiç bir şekilde inşaat ruhsatı verilemiyordu.

Ermeni Şenol Ilgaz sahte raporu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na götürdü. Onlara da rüşvet yağdırdı, sahte bir rapor hazırlatıp Odunpazarı Belediyesi'ne götürdü.

1994 yılında kurulan Odunpazarı Belediyesinin ilk başkanı Ayhan Boyer, dosyanın içinde kalın bir sarı zarfı görünce "Yüzde 10 inşaat yapabilir" raporunu onaylayarak inşaata izin verdi fakat inşaat ruhsatı yerine "tadilat ruhsatı" verdi. İnşaatlar bu şekilde başladı. Fakat olmayan boş bir arsaya nasıl “tadilat ruhsatı” vermişlerdi?

Haşim Ateş ve Burhan Sakallı da bavul dolusu paraları görünce dini imanı bıraktı. Ayhan Boyer’in başlattığı “tadilat ruhsatları”na yenilerini eklediler.

Aydın Arat'a , Orhan Soydaş'a yedirilen rüşvetlerden ve karşılığında onaylatılan “tadilat ruhsatları” ndan sonra sıra 1999 yılında Yılmaz Büyükerşen Başkan oluverdi.

Büyükerşen'le Ermeni Şenol'un zaten Üniversiteden çok sıkı dostlukları vardı ve üniversiteyi birlikte soymuşlar, karşılığında Büyükerşen'in büyük kızını Tıp Fakültesi karşısındaki, sahibi Ermeni Şenol Ilgaz olan Shell Petrol istasyonuna ortak etmişlerdi.

Büyükerşen'in başkanlığı süresinde yüzde on olan inşaat izni yasadışı bir hal almıştı. Ermeni dölü Şenol Ilgaz sürekli Büyükerşen'e rüşvet ödüyor, villalar çoğalıyordu.

Hatta villa önlerine havuzlar yapılmaya başlandı. Yüzde 10 yapılması gereken beton yığınları, şimdi arazinin yüzde yetmişini kaplamış durumdadır.

Ruhsatlar tamamen yasadışıydı.

Birinci dereceden korunması gereken Arkeolojik sit’e inşaat izni vermek, ruhsat vermek, rapor düzenlemek suçtu.

Okuduğunuz yasadışı işlerde Selami Vardar sonrasındaki tüm Eskişehir Belediye Başkanları yasadışı işlere karıştıkları gibi (Aydın Arat, Orhan Soydaş, Yılmaz Büyükerşen), Odunpazarı Belediye Başkanları (Ayhan Boyer, Haşim Ateş ve Burhan Sakallı), Eskişehir İl Kültür Müdürü, Müze Müdürü ve Kültür Tabiat Koruma Kurulu Üyeleri 2863 sayılı yasayı yok sayarak suç işlemişlerdir.

Şu işe bakınız ki AKP'li (Burhan Sakallı) ve CHP'li (Yılmaz Büyükerşen) iki Başkan, yasadışı işlerde suç birliği yaparak Ermeni Tohumu AKP'li Ermeni mafyaya Eskişehir'in tarihini talan ettirmeye devam ediyorlardı.

Eskişehirliler bu bilgiyi unutmasınlar: Sürekli fotoğraflarını kamuoyuna sunduğum villaların altında 2600 yıllık bir şehir yatıyor. Yukarıda isimleri yazılı vatan hainleri tarafından betonların altına gömdürülen antik bir şehir... Eskişehir'i tüm dünyaya tanıtacak bir antik şehir... Frig Antik Şehri...

Dahası, 2600 yıllık bu antik şehir ve Frig Höyüğü tüm Eskişehirlilerden gizlenmekte, hiç bir tarih kitabında bilgi bulunmamaktadır.

Tam 10 senedir yukarıda isimleri geçen, rüşvet yiyerek Esikişehir'in gerçek tarihini yok ettiren rüşvetçi hainlerden hesap soracak bir yetkili bulamadım.

Ne Başbakan, ne Cumhurbaşkanı ve ne onların Eskişehir’deki temsilcileri, Ermeni Şenol Ilgaz’a hesap sormak yerine, devleti soydurmaya, daha büyük rantlar sunmaya devam ediyorlar.


2600 yıllık tarihi betonlar altına gömdüren bu şerefsizler, “yüz yıllık tarih” dedikleri Odunpazarı evlerini tadilat yaparak, akılları sıra milletle dalga geçiyorlar. Odunpazarı evlerini yaşatma projesi adı altında hırsızlıklara, sahtekarlıklara, vurgunlara aynen devam ediyorlar...

İsimleri geçen şerefsiz rüşvetçi köpekleri lanetliyorum.

Bu olayları ilettiğim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü, Adalet Bakanı’nı, Turizm Bakanı’nı kınıyorum, Allah belanızı versin diyorum.


Kenan Akkuş         01 Temmuz 2013



BÜYÜKERŞEN’DEN MASALLAR


Bilim parkı…
Korsan gemisi…
Korku şatosu…

Hırsız Büyükerşen, Eskişehir halkına masal anlatıyor.

Gerçekleri gizleme masalları…
Büyükerşen’den masallar…

Gerçeleri anlatmayacak kadar namussuz, şerefsiz bir mahluk…

Artık ben bu şerefsize adam kelimesini yakıştıramıyorum.

Bilmediklerinizi bendeniz Vatandaş Kenan’dan öğrenmeye devam ediniz:

Büyükerşen’in şehirleşme planı gereğince  Sarar Tekstil’in 10 sene önce (2005) şehir dışına taşınması gerekiyordu.

Tüm fabrikaları zorla şehir dışına taşıtmış fakat şehir merkezinde sadece  Sarar Tekstil kalmış, geçen 10 senede faaliyetlerini sürdürüyordu.

Araştırdığımızda Cemalettin Sarar ve ortakları(?),  Büyükerşen’e 1 milyon dolar rüşvet ödeyerek Sarar Tekstil Fabrika binasının 20 sene daha şehir içinde kalmasını sağladı.

AKP yanlısı Cemalettin Sarar, bu süre içinde sit alanı olan araziyi kılıfına uyduracak, sit alanı olmaktan çıkarılacak ve bu araziye  villalar yapacaktı.

Fabrika arazisinin  neresini kazsanız, karşınıza 2600 yıllık Frigya mezarları çıkar. Her biri servetiyle gömülmüş  Frigya zenginleri… Altın Kral Midas’ın zengin halkı altınlarıyla bu mezarlara gömülmüş… Yüzlerce mezar bu arazide toprak altında…

Sözün kısası, milletin malı olan ve sahtekarlıklarla özelleştirilen Sümerbank Basma Fabrikası uzun zamandır Cemalettin Sarar’ın elinde. 

Fakat sahibi sadece Sarar değil. 

Uzun yıllar Doğru Yol Partisi’nde bir şeyler arayan fakat umduğunu bulamayınca ANAP’a geçen sahtekar İbrahim Yaşar Dedelek işte bu arazinin ortaklarından.

DYP’de bulamadığı her şeyi ANAP’ta buldu.

Her türlü dalavereleri çevirerek Sürmerbank’ın malı olan fabrikanın özelleştirilmesine öncülük etmiş ve çok ucuz fiyata  Sarar’ın almasını sağlamıştı. Hatta ANAP Genel Başkanı, ihalelere fesat karıştırmakla ünlü Mesut Yılmaz da bu sahtekarlığa uyarak arazinin ortağı oldu. Her şey yasa dışıydı fakat güç onların elindeydi.  Şimdi bu üç ortağı Büyükerşen (Mesut Yılmaz, İbrahim Yaşar Dedelek ve Cemalettin Sarar), rüşvet karşılığında himaye ediyordu.

Eğer yalan söylüyorsam, Büyükerşen doğrusunu anlatsın.

Fotoğrafta görüldüğü üzere Kral mezarının çevresini Ilgaz mafyası villalarla ve havuzlarla istila etmiş durumda. 

Odunpazarı Belediyesinden rüşvet karşılığında aldıkları tadilat ruhsatlarıyla inşaata başlayan Ilgaz mafyası, Büyükerşen’den onaylı sahte ruhsatları da alarak  (akıllarınca) villaları kitabına uydurdular.

Fotoğrafta görülen hizmeti karşılığında Büyükerşen’in Ilgaz mafyasından aldığı rüşvet 8 milyon dolardan fazladır.

Büyükerşen 8 milyon dolarlık rüşvet işini reddediyorsa bu soruma cevap vermeli:

Yaptığın sahtekarlıkları, ölmüş baban İhsan Bey ve ölmüş annen Ayşe Hanımın hayrına mı yaptın, ey şerefsiz Büyükerşen?

Baban İhsan Bey kadar namuslu ve şerefli olamadın, götü kanserli şerefsiz…

Allah belanı versin…
Verecek…
Kan sıçıyorsun, kan…
Yakında meftasın…
Götüne pamuğu ben tıkayacağım.
Şerefsiz hırsız pislik…
Giderayak namus şeref ne demek, onur ne demek hatırla da doğruları anlat CHP’lilere…

Kenan Akkuş (esrehber)  
20 Mart 2015









RÜŞVETÇİ BÜYÜKERŞEN'İN KUYRUĞU SÜMÜKLÜ CEMAL OKAN YÜKSEL BANA DEMİŞTİ Kİ: 

"O ARAZİ SİT ALANI DEĞİL. VİLLALAR DA KAÇAK DEĞİL. HEPSİ YASAL. BİR TANE DE BEN ALACAKTIM O VİLLALARDAN FAKAT PARAM YETMEDİ."

SES KAYDI ARŞİVİMDE...

VALİ MEHMET KILIÇLAR'A GÖRE BU ARAZİ KORUNMASI GEREKEN ANTİK SİT...




ESKİŞEHİR AĞIR CEZA MAHKEMESİNE GÖRE BU ARAZİ  KORUNMASI GEREKEN ANTİK SİT...

CHP'Lİ  ERMAN GÖLET GERÇEKLERİ BAKIN NASIL ORTAYA KOYMUŞ:


  CHP'li Erman Gölet diyor ki: 
    "İl Kültür Müdürlüğü'ne bağlı Müze Müdürlüğü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından verilen raporlar doğrultusunda..."


Bu arazi sit alanı olmasa, İl Kültür Müdürü ve İlgili müdürlükler neden böyle bir rapor düzenlesin?

"özel tarım alanı..."

"Özel yerleşim alanı değil" diyor. Yani yerleşim alanı değil, imar izni de yok demektir.

"Tadilat ruhsatı"ndan bahsediyor. Olmayan bir binaya, inşaat ruhsatından önce tadilat ruhsatı verilebilir mi? Hırsız Büyükerşen bu konuda ne diyor? Bomboş araziye tadilat ruhsatıyla inşaat yapılır mı? Adamsan, çıkarsın PKK'lı Özgür'ün  es tv'sine, anlatırsın gerçekleri... Bu sahtekarlıklar için ne kadar rüşvet yedin, anlatırsın tek tek...

Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar dürüstlük örneği gösterip Sit alanının belgesini veriyor fakat o da Büyükerşen'i korumak adına bir konuda yalan söylüyor:

"Villaların 1999'dan sonra yapıldığını" söylüyor.
Fakat dürüstlüğünden asla şüphe duymadığım  CHP'li Erman Gölet de diyor ki:
"10.03.1995 tarihinde tadilat ruhsatı verildiği..."

Yukarıdaki Ağır Ceza Mahkemesi Hakimine göre:
"27.12.1994'den önce kazı ve inşaat yaptığı..."

BU SAYFADA OKUDUĞUNUZ HER ŞEY GERÇEKTİR. 

BÜYÜKERŞEN'İN AVUKATI CEMAL OKAN YÜKSEL'İN  NAMUSSUZ VE ŞEREFSİZ BİR YALANCI OLDUĞU GİBİ...

ERMAN GÖLET İSİMLİ BİR ADAM GİBİ ADAM'IN  RÜŞVETÇİ BÜYÜKERŞEN TARAFINDAN HARCANMASI GİBİ...

BU ÜLKEYE NAMUSSUZ ŞEREFSİZ BÜYÜKERŞEN VE AVUKATI CEMAL OKAN YÜKSELLER LAZIM DEĞİL...

ERMAN GÖLET GİBİ DOĞRULARDAN ŞAŞMAYAN, NAMUSSUZLARA BULAŞMAYAN ONURLU CHP'LİLER LAZIM...

ANLADIN MI KAZIM KURT?
YA SEN, MUHTEŞEM GAYE'CİĞİM?

Kenan Akkuş






DÜRÜST BİLDİĞİNİZ BÜYÜKERŞEN BAKINIZ KİM?

Kırmızı çizgilerle işaretlediğim araziye bakınız:
“Fahri’nin Arazisi… Çivi dahi çakmak yasak…”

Arazinin büyük kısmı AKP kurucusu Ilgaz mafyasının…

(70 kaçak lüks villa ve ortasında 2600 yıllık Frigya höyüğü)



Görünen küçük kısımda Cemalettin Sarar’ın fabrikası…



Fotoğrafın tamamı 1. Dereceden Arkeolojik sit alanıdır.

Toprak altında 2600 yıllık Frigya Antik Kenti vardır.

Kalıntılara bire bir şahit oldum…

Zaten çok sayıda belge mevcut elimde.



Fotoğrafta görüldüğü üzere Fahri’nin arazisi çok küçük bir parça ve Frigya Höyüğünden 250 metre kadar oldukça uzakta…



Höyüğün etrafı Ilgaz mafyasının yaptığı lüks havuzlu villalarla çevrili…

Cemalettin Sarar’ın fabrikasıyla Frig Höyüğü arasında 40 metre var.

Şu hale bakınız ki Ilgaz mafyasıyla Cemalettin Sarar, çivi çakmak şöyle dursun, her boku yemiş… Orospu çocukları…

Höyükten 150 metre uzaktaki arazinin sahibi Fahri’ye her şey yasak…

Çünkü AKP’li değil… Fetullahçı değil…
Tayyip’in arkadaşı değil… Büyükerşenci ya da CHP’li hiç değil.

Peki, bu Fahri kim?

…..

Fahri bir gün Büyükerşen’in kapısını çalar ve der ki:

“Sayın Başkan’ım, sebze meyve ektiğim, sahip olduğum arazime iki odalı küçük bir ev yapmak istiyorum… İzninizi istirham ederim…”

Büyükerşen de dalga geçer:

“Olmaz haci… Sana ev yapmak yasak… Arazin 1. derece arkeolojik sit alanında… “

Fahri boynunu büker, gördüğü haksızlıkları sineye çeker…
Bir konteyner satın alır, çivi dahi çakamadığı arazinine götürür, eşiyle ve çocuklarıyla bu konteynerde yaşamaya başlar…

Yıllar geçer…
Büyükerşen’le konuştuğu günlerde 25 adet olan Ilgaz villaları…
Seneler sonra 70’i bulur…

Fesatlık etmez, şikayet etmez… “Kaderim” der geçer…

Sonra bir deli çıkar karşısına ve der ki bu Allah dostuna:

“Sen doğru ol, eğri belasını bulur…”

... ve şu anda Büyükerşen kan sıçıyor...

Yediği rüşvetler götünden kan olup akıyor...


Çünkü Büyükerşen barsak kanseri...

Kenan Akkuş (esrehber)




ESKİŞEHİR’İN 2600 YILLIK TARİHİ NASIL TALAN EDİLDİ?

Fotoğrafta görülen arazinin sahibi, korunması gereken sit alanı ve ortasında 2600 yıllık bir Firig Höyüğü olması sebebiyle ne ekebiliyor, ne de başka bir amaçla kullanabiliyordu. 

Ermeni Şenol Ilgaz, Anadolu Üniversitesi'nin Rektörü Yılmaz Büyükerşen'in önerisiyle, yağmalamak düşüncesiyle çok ucuz bir fiyata hem de taksitle sahibinden aldı. 



Her kimsenin gözünü boyama planları üretmeye, araziye mıcır yığmaya, makinalar getirip mıcırları elemeye başladı.



Bu arada höyüğü de yağmalamaya başladı tabi.



İş makinası kepçeyle kazmaya başlayınca ihbar edildi. Jandarmalar Ermeni Şenol'u suçüstü yakaladı.



Ermeni Şenol kafaya koymuş bir kere, hazineyi ele geçirecek... Kesenin ağzını açtı, rüşvet işleri işte bu şekilde başladı. Jandarmaya, Kültür Varlıklarını koruma kuruluna rüşvet yağdırdı.



İş makinası kepçeyle yağmaladığı höyükte yüzlerce antika paramparça olmuştu. Parçalananlar toprağın altına gömüldü, Ermeni Şenol hakkında usulen tutanak tutuldu: "Arazisinde yol açarken yanlışlıkla höyüğe az derecede zarar verilmiştir. Zayiat yoktur."



Ağır Ceza'da dava açıldı... Savcıya ve hakime de rüşvet yedirildi ve olaylar kapatıldı.

Belediye Başkanı Selami Vardar'la kankardeş gibiydi. Eskişehir Terminal işini fahiş bir fiyatla almış, bu iş Ermeni Şenol'un hayatını tamamen değiştirmişti. Çünkü o günün parasıyla iki terminali ve yolları toplam 7 milyon dolara mal eden Ermeni Şenol, bu işten 40 milyon dolar para kazandı.

1994 yılında Eskişehir Büyükşehir olunca Belediyeden şehir imar planında bu sit alanı için yüzde 10 inşaat yapabilir raporu aldı. Bu rapor aslında yasa dışıydı, çünkü 1. dereceden korunması gereken sit alanına hiç bir şekilde inşaat ruhsatı verilemiyordu.

Ermeni Şenol Ilgaz raporu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na götürdü. Onlara da rüşvet yağdırdı, bir rapor hazırlatıp Odunpazarı Belediyesi'ne götürdü.

1994 yılında kurulan Odunpazarı Belediyesinin ilk başkanı Ayhan Boyer, dosyanın içinde kalın bir sarı zarfı görünce "Yüzde 10 inşaat yapabilir" raporunu onaylayarak inşaata izin verdi fakat inşaat ruhsatı yerine "tadilat ruhsatı" verdi. İnşaatlar bu şekilde başladı.

Aydın Arat'a , Orhan Soydaş'a yedirilen rüşvetlerden ve karşılığında alınan “tadilat ruhsatları” ndan sonra sıra 1999 yılında Yılmaz Büyükerşen Başkan oluverdi.

Büyükerşen'le Ermeni Şenol'un zaten Üniversiteden çok sıkı dostlukları vardı ve üniversiteyi birlikte soymuşlar, karşılığında Büyükerşen'in büyük kızını Tıp Fakültesi karşısındaki, sahibi Ermeni Şenol Ilgaz olan Shell Petrol istasyonuna ortak etmişlerdi.

Büyükerşen'in başkanlığı süresinde yüzde on olan inşaat izni yasadışı bir hal almıştı. Ermeni dölü sürekli Büyükerşen'e rüşvet ödüyor, villalar çoğalıyordu.

Hatta villa önlerine havuzlar yapılmaya başlandı. Yüzde 10 yapılması gereken beton yığınları, şimdi arazinin yüzde yetmişini kaplamış durumdadır.

Ruhsatlar tamamen yasadışıydı.

Baştan söylediğim gibi zaten buraya inşaat izni vermek, ruhsat vermek, rapor düzenlemek suçtu.

Okuduğunuz yasadışı işlerde Selami Vardar sonrasındaki tüm Eskişehir Belediye Başkanları yasadışı işlere karıştıkları gibi (Aydın Arat, Orhan Soydaş, Yılmaz Büyükerşen), Odunpazarı Belediye Başkanları (Ayhan Boyer, Haşim Ateş ve Burhan Sakallı) ve Kültür Tabiat Koruma Kurulu Üyeleri 2863 sayılı yasayı yok sayarak suç işlemişlerdir.

Şu işe bakınız ki AKP'li ve CHP'li iki Başkan, yasadışı işlerde suç birliği yaparak Ermeni Tohumu AKP'li Ermeni mafyaya Eskişehir'in tarihini talan ettirmeye devam ediyorlardı.

Eskişehirliler bu bilgiyi unutmasınlar: Fotoğrafta gördüğünüz villaların altında 2600 yıllık bir şehir yatıyor. Yukarıda isimleri yazılı vatan hainleri tarafından betonların altına gömdürülen antik bir şehir... Eskişehir'i tüm dünyaya tanıtacak bir antik şehir... Frig Antik Şehri...

Dahası, 2600 yıllık bu antik şehir ve Frig Höyüğü tüm Eskişehirlilerden gizlenmekte, hiç bir tarih kitabında bilgi bulunmamaktadır.

Tam dokuz senedir yukarıda isimleri geçen, rüşvet yiyerek Esikişehir'in gerçek tarihini yok ettiren rüşvetçi hainlerden hesap soracak bir yetkili bulamadım. Ne Başbakan, ne Cumhurbaşkanı ve ne onların Eskişehir’deki temsilcileri, Ermeni Şenol Ilgaz’a hesap sormak yerine, devleti soydurmaya, daha büyük rantlar sunmaya devam ediyorlar.


2600 yıllık tarihi betonlar altına gömdüren bu şerefsizler, “yüz yıllık tarih” dedikleri Odunpazarı evlerini tadilat yaparak, akılları sıra milletle dalga geçiyorlar. Odunpazarı evlerini yaşatma projesi adı altında hırsızlıklara, sahtekarlıklara, vurgunlara aynen devam ediyorlar...

İsimleri geçen şerefsiz rüşvetçi köpekleri lanetliyorum.

Bu olayları ilettiğim Başbakanı, Cumhurbaşkanı’nı, Adalet Bakanı’nı, Turizm Bakanı’nı kınıyorum. Allah belanızı versin diyorum.

Doğruları kamuoyuna sununca yargılanan, itilen, nezarethanelerde sabahlayan ben oluyorum...

Dahası, okuyucudan küfür işitiyorum.

Doğruları anlatmaktan pişmanlık duymuyorum.

Ben buyum… 16/04/2013


Kenan Akkuş



TÜM ESKİŞEHİR HALKI, BÜYÜKERŞEN’E LANET YAĞDIRIYOR


KADIN KATİLİ BÜYÜKERŞEN

Fotoğrafta gördüğünüz kadının ölümüne köpekler değil, köpeklerle ilgilenmeyen Büyükerşen sebeptir.
Sürü halinde gezen başıboş köpekler bir kadına saldırarak feci şekilde ölümüne sebep oldu.
Eskişehir’in tüm sokaklarını  sürü halinde gezen başıboş köpekler istila etti…
Eskişehir’in tüm  halkı şu anda köpek korkusu yaşıyor.
Yediği rüşvetler götünden kan olup akan Başkan Büyükerşen, kendi sağlığıyla ilgilenmekten ve yediği rüşvet işlerinden, Eskişehir halkıyla ilgilenmeye fırsat bulamıyor.
En kısa zamanda görevinden alınarak yerine rüşvet yemeyen, hırsızlık yapmayan, Eskişehir halkının canıyla ve malıyla ilgilenecek bir Başkan atanması gerekmektedir.
Hırsız Büyükerşen’i kadın katili ilan ediyoruz…
Allah belanı versin diyoruz…
Eskişehir Halkı Adına  Vatandaş Kenan







ESKİŞEHİR HALKI KILIÇDAROĞLU’NU UYARIYOR

“BİZLER BU MİLLETVEKİLİ ADAYLARINI İSTEMİYORUZ.”

BU ŞAHISLAR HALKIN DEĞİL, BÜYÜKERŞEN’İN ADAYLARIDIR”

Adaylardan biri Büyükerşen’in sevgilisi…

Diğeri Büyükerşen’in avukatı…

Eskişehir’de CHP seçmeni, Büyükerşen’in harcadığı gerçek CHP’li Muharrem Şenel’i bağımsız aday olarak desteklemek için örgütleşmeye gidiyor…

Eskişehir halkı, Büyükerşen’in sevgilisini ve avukatını Milletvekili seçmemek için bağımsız aday CHP’li Muharrem Şenel’e OY verecek…

CHP oyları bölünecek…

Bu durum AKP’ye yarayacak…

Eskişehir’den 3 milletvekili çıkaran AKP’nin 4 milletvekili çıkarmasına sebep olacak.

Eğer Eskişehir CHP milletvekili adayları Eskişehir Halkının istediği gibi olursa, CHP Eskişehir’de 4 milletvekili çıkarabilir.

Eskişehir’de CHP kaybederse, bunun bedelini Büyükerşen’e fena halde ödetirim…

Uyarmadı demeyin…

Eskişehir Halkı adına Vatandaş Kenan

Kenan Akkuş (esrehber)









ESKİŞEHİR HALKINA DUYURUDUR:

FOTOĞRAFINI GÖRDÜĞÜNÜZ BU PİSLİK RÜŞVETÇİYE OY YERİNE OĞLUNUZUN BÜLLÜĞÜNÜ VERİN...

RÜŞVETÇİLER, HIRSIZLAR, NAMUSSUZLAR BİR BİR MİLLETVEKİLİ ADAYI OLMAYA DEVAM EDİYOR...

İŞTE ONLARDAN BİRİ:

MEŞHUR RÜŞVETÇİ CEMAL OKAN YÜKSEL...

BELGELERLE KAMUOYUNA SUNUYORUM...

HAZIRLANIYOR... BEKLEYİN...

Kenan Akkuş(esrehber)












KATİL TAYYİP’İN CİNAYETİNİ ÖRTBAS EDEN SAVCI

HABİP KORKMAZ ŞİMDİ ÇORLU BAŞSAVCISI

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Tayyip'in emriyle kapatıldı)






HADİ ŞİMDİ SÖYLEYİN...

Hangi savcı bu hainler için iddianame hazırlayabilir?
Hangi hakim yargılayabilir?
... ve hangi gazete yayınlayabilir?

Bu cinayeti benden başka kamuoyuna sunan var mı?

Öldürülmeyi çoktan hak ettim de...
Beceremiyorlar...

Eğer ki bu hırsızlar yargılansaydı...
Binali'nin de kellesi kopardı...
Hırsız Tayyip'in de...
Tornavidacı Feridun ötmeye karar verince...
Adalet Bakanı Bozeşşeğin emriyle dava kapatıldı...

Kenan Akkuş (esrehber)





MUHSİN YAZICIOĞLU'NU BAŞBAKAN TAYYİP ÖLDÜRTTÜ

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğü günden beri ısrarla “Hizbullah'ın suikastı sonrasında öldürüldüğünü” duyurmaktayım.

Ortada kazadan öte bir olay var ve devlet büyüklerimiz ilk beyanlarında (başta cinayetleri örtbas etmekle meşhur Cemil Çiçek ve Hizbullahçı Tayyip) “Bu bir kazadır” diyerek, suikast olabileceği akla dahigetirilmeyerek önyargılarını ortaya koymuşlardır.

Zaten enkaza ilk ulaşanların ve delilleri karartanların kimler olduğu ortadadır. 3 bin kişinin ve 25 helikopterin katıldığı kurtarma operasyonu tamamen fiyasko olduğu gibi, tamamen düzmece ve göstermelik bir senaryodur.

Eğer istenseydi, kazadan 10 dakika sonra, altı kişinin de üzerinde bulunan ve bunlardan sadece bir tanesinin cep telefonunun verdiği sinyallerle kazazedelerin tam yeri tespit edilebilir, kurtarma helikopterleri bölgeye ulaşırdı. Bilgi de, teknoloji de bu iş için ülkemizde vardır. 112’yi suçlamak ise sadece ahmak kafaların “sıyrılma” çaresidir fakat bunu Kenan yemez.

Maalesef ki Döngel Köylüsünün “köylerinin üstünden ve alçaktan uçan kırmızı bir helikopter geçtiği, daha sonra da patlama sesi duyduklarını, daha sonra bu durumu ilgili makamlara telefonla ilettiklerini”… Bu sözler gerçektir…

Döngel köylüsüne “konuşma yasağı koyan” kimler dersiniz? Enkaza ilk ulaşan köy korucularını susturan, ellerinden telefonlarını alan, koruculara “konuşma yasağı” koyan kimlerdir?

Hadi, sıkıysa konuşturun köylüleri… Aralarından bir tanesi konuşup, “faili meçhul” olmak ister mi acaba?

Bu konuda anlatacaklarım çoktur. Tezgah Fetullah Terör Örgütü’nündür, “Ergenekon safsatalarıyla ilişkilendirilmek adına” tezgahlanmıştır, fakat Vatandaş Kenan bunu yememiş ve “kaza”nın olduğu gün internet sitesinin en üst sayfasında yer vermiştir.

Ergenekon safsatalarının geçmiş dalgalarını hatırlayın. Geçin dalganızı bakayım… 11’inci dalga mıydı? “Baykal’a ve Bahçeli’ye de Ergenekoncular tarafından suikast düzenlenecekti…” Bu lafları ben etmedim. Hizbullahçı Tayyip’in Ergenekon savcıları haber verdiler. Fakat içlerinde Muhsin Yazıcıoğlu da var” diyemediler…

Oysa Muhsin Yazıcıoğlu’nun bindiği kırmızı helikopter’in arka pervanesine “uzaktan kumandalı bombalı düzenek” kondu. Havalandıktan kısa bir süre sonra patlatıldı. Pilot ve yolcular yüksek gürültü çıkaran helikopterin motor sesi sebebiyle patlamayı duymadı fakat pilot kontrolü kaybederek uzun bir süre alçaktan uçtu. Üstelik pilot acemi ya da sıradan bir pilot değil, bir çok tehlikeli durumda bile kullandığı helikoptere hükmedecek tecrübeli bir pilottu ve bu olayda çaresiz kaldı, aracını yükseklere havalandıramadı.

Çok yoğun sis olduğu, dondurucu soğuk olduğu doğru fakat yoğun bir kar yağışı olduğu yalandır. Yoğun bir kar yağışı olsaydı helikopteri tamamen kapatırdı.

Helikopterde bir radar cihazı vardı ve yoğun siste bile karşısına çıkacak dağları ve tepeleri fark edebilirdi. Helikopter çok alçaktan uçarak 150 metrelik bir tepeye çarparak infilak etti. Oysa bu helikopterin yüzlerce metre yüksekten uçması gerekiyordu, çünkü yolu uzundu.

Yerden yüksekliğini gösteren cihazın çalışmaması söz konusu olamazdı. Pilot hatası olamayacağı gibi, pilotun Muhsin Yazıcıoğlu’nu bilerek ve isteyerek öldürebileceği de düşünülemezdi.

Bu tezgah Ergenekon safsatalarının bir parçası olarak düzenlendi fakat Fetullahçıların elinde patladı.

Bölgeye giden ve iki gün sonra ancak ulaşabilen ilk kurtarma timi gelmeden saatler önce Fetullah Terör Örgütü’nün elemanları olan subaylar, bildikleri tezgahın delillerini sildiler. Helikopterin içinden bazı cihazları sökerek yok ettiler.

Helikopter düştükten sonra İHA muhabiri İsmail Güneş 112 Acil Servisi aramıştır. Bu konuşmada bacağının kırık olduğunu, helikopterde bulunanlardan sadece BBP Sivas il Başkanı Erhan Üstündağ'ın inlediğini, BBP Sivas il başkan yardımcısı Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe'den ses gelmediğini, Muhsin Yazıcıoğlu'nu ise ortada olmadığını söylemiştir.

Bu konuşmalar İsmail Güneş'in son konuşması olmuştur. Kazadan 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dâhil 6 kişinin cesedi, arama ekipleri içerisinden 17 gönüllü civar köylüsü tarafından Sisne ve Kızılöz Köyleri arasındaki Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkiinde bulunmuştur.

Enkaz, 48 saat süren arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içerisinde değil 115 km uzağındaydı.

Alman bilirkişilerin bile içinden çıkamayacağı bu tezgah öyle bir ustalıkla hazırlanmıştı ki, bu iş için uzmanlaştırılmış Fetullahçılar bile başarılarına hayran kaldı. Bundan daha temiz bir iş olamazdı.

Hadi buyurun, sıkıştırın Hizbullahçı Tayyip’i… Telefon sinyallerini birkaç dakikada kesin ve net bulabilecek bir teknolojiye sahip olan Türkiye, nasıl ve hangi sebeple 115 km ötede 48 saat oyalandı?

Enkazdan 500 metre uzaklıktaki gazeteciye, kurtarma timindeki 3 bin kişi ve 25 helikopter nasıl ulaşamadı? Donup ölmesi mi beklendi? Anlatacaklarını hiç kimsenin duymaması mı gerekti?

Acaba bu yaşananlar Tayyip’in helikopterinin başına gelseydi, Tayyip kaç saniye sonra kurtarılırdı?

Bu olayda en dikkat çekici kısım: Kurtarma timinin başına geçerek her yere telsiziyle emirler yağdıran ve köylülerin ısrarla işaret ettikleri yöne değil de ters yöne insanları gönderen bu Hizbullahçı zat kimdir?

İşte bu Hizbullahçıyı bulup konuşturursanız, Muhsin Yazıcıoğlu’nu Tayyip'in emriyle  Hakan Fidan ve MİT ajanları tarafından öldürüldüğünü bulursunuz...

Suç delillerini yok eden Binali Yıldırım ve çetesi...

11/11/2012

Kenan Akkuş (esrehber)



MİT, TAYYİP'İN EMRİYLE SUİKAST 
PLANLARI YAPMAYA DEVAM EDİYOR
ÇOK SAYIDA TOPLU KATLİAMLAR YAPACAKLAR
MİTİNGLERİ KANA BULAYACAKLAR




FACEBOOK,
TÜRKİYE'DEKİ TERÖRE
DESTEK VERİYOR

TAYYİP’İN EMRİYLE MİT, TEMİZLİĞE DEVAM EDİYOR
ANKARA’NIN GÖBEĞİNDE DEVLET TERÖRÜ


RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN KATLİAM EMRİNİ VERDİĞİNİ
 SEKİZ GÜN ÖNCE KAMUOYUNA SUNDUM, ERTESİ GÜN 
 https://www.facebook.com/esrehber 
İSİMLİ FACEBOOK SAYFAM KAPATILDI...


ULUSAL KATİLİMİZ TAYYİP VE  DEVLETİN TERÖR ÖRGÜTÜ MİT

Reyhanlı Katliamı:

52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olayda Recep Tayyip Erdoğan, saldırının Suriye gizli servisi tarafından yapıldığı ileri sürdü. Katliamın arkasından El Kaide terör örgütü çıktı. MİT, katliamın yapılacağını bir ay öncesinden tespit edip Recep Tayyip Erdoğan’a bildirmesine rağmen hiçbir önlem alınmadı. Jandarma Eri Utku Kalın’ın istihbarat yazışmalarını Redhack’e sızdırmasıyla olay ortaya çıktı.  Reyhanlı Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, El Kaide teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Diyarbakır Katliamı:

Patlamadan birkaç gün önce bombayı koyan Orhan G’nin gözaltına alındığı  ve serbest bırakıldığı anlaşıldı.. Herkes miting meydanına didik didik aranarak girerken bu şahıs aranmadı. O kadar büyük bomba aranmadan miting meydanına soktu. Saldırgan bombayı bıraktıktan sonra elini kolunu sallaya sallaya alandan çıktı. Recep Tayyip Erdoğan PKK’yı suçlarken, katliamın arkasından IŞİD çıktı. Diyarbakır Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Suruç Katliamı:

Suruç Katliamının bombacısı Abdurrahman Alagöz olduğu ortaya çıktı. Katliamda canlı bomba olarak intihar etti. Abdurrahman Alagöz IŞİD terör örgütü üyesiydi.  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmada gizlilik kararı alındı.  Suruç Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı.

Ankara Katliamı:

Şimdi Ankara katliamı ve resmi makamlara göre 97 kişi öldürülmüştü…
Oysa gizlenen rakam 127 kişi…

Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmaya gizlilik kararı alındı…

Seçim arifesinde neden bu katliam tezgahlanmıştı?
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri, muhalefet partisine oy yerenlerin miting alanlarından kaçmasını mı istiyordu?

AKP mitinglerinde kuş uçurtmayan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin seçim mitinglerinde ve protesto yürüyüşlerinde halkın güvenliğini neden ihmal etmişti?

Ölen 97 kişinin arasında polis yoktu…
Her mitingde halkın arasında görev yapan sivil polisler ve MİT ajanları, Ankara mitinginde neden yoktu?

Katliam yapılacağını polis ve MİT biliyor muydu?

Evet…. Maalesef biliyordu…

Emir büyük yerden, Recep Tayyip Erdoğan’dandı…

Tezhag MİT’in ve Hakan Fidan’ın projesiydi…

Maşa her zaman olduğu gibi IŞİD militanlarıydı…

Kenan Akkuş (esrehber)
10/10/2015

NOTUlusal Katilimiz  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bir çok Facebook sayfam kapatılmış, bir çok sayfam engellenmiştir. Devletin terör örgütü MİT, katliamlarda Facebook yönetimiyle ortaklık yapıyor. İhbarlar engelleniyor. Kamuoyuna suç duyurusunda bulunuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder